“EMİR TELAKKİ EDERİM!” – Zerrin Ekebil
Konu/Yazar admin- - Şub 07, 2010 - Yorum 0
Bilmem izlediniz mi? Hani şu TBMM’de ki adeta horoz dövüşünü anımsatan karelerin müsebbibi malum il başkanının ihraç edilmesi üzerine yapmış olduğu açıklamayı.
Tam da başbakanın son günlerde sık, sık kullandığı gibi; şecaat arz edeyim derken, sirkatin söyleten sözlerini.
Ne diyordu Aydın İl Başkanı İ.Hakkı Eser; sözlerinin maksadını aştığını, kendisi gibilerin o partide barındırılmamasına ilişkin kararın doğru olduğu ve bu yüce kararı bir emir telakki ederek bağrına taş basacağını vs.
Aman Allah’ım! Bu nasıl bir teslimiyettir, kanım dondu adeta. Yani bilemiyorum daha nasıl açıklanabilir. Hani şaka gibi desem, yok ama koskoca adam resmen böyle konuşuyor. Mealen şöyle duruyor: Durumu kurtarmak için sözlerimi geri alsam da peygamberimiz o, hikmetinden sual olunamaz!
Öyle ki sayın başbakan bile kendisindeki bu Hasan Sabbah etkisini, bu kadar derinden hissetmemiş ve korkmuştur sanırım. Anında derdest ederek bu skandalı savuşturduklarını düşünebilirler tabi ama çok düşündürücü. Türk Demokrasi tarihimizde nice, nice yılların partileri, ideolojileri böyle bir lider görmedi. Elbette rahmetli Alparslan Türkeş ismini ayrı tutmak gerekir ama o bile yeri geldiğince hem de kendi yetiştirdiği yol arkadaşları tarafından eleştirilmişti. Ve işin açıkçası her ne kadar genel kabul görmese de parti içi demokrasinin en iyi işlediği kurum galiba MHP olsa gerek.
Bu iddiamı taraflı bulabilirsiniz, ama elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim. Son 7-8 yılda demokrasi havariliği yapanların içinde bulunduğu duruma bakar mısınız? İnanın AKP’nin tüm il teşkilatlarında “Aydın havası “teneffüs edebilirsiniz. Bakanları yeri geldiğinde azarlayıp, basın huzurunda benden başka kimsenin söylediğini dikkate almayın diyebilecek raddeye gelmiştir Başbakan. Tekel işçilerine “ben sizin oyunuzla gelmedim, milletin oyuyla geldim, milletin oyuyla giderim” demesi ise, artık başbakanın milleti tamamen kendine oy verenlerden ibaret görmesi demektir ki, çok vahim bir durum bu. Şöyle ki, Başbakan EMASYA protokolünün iptal gerekçesini açıklarken çok demokratik ve hümanist görünüyordu ve hatta “Devlet kendi vatandaşını tehdit unsuru olarak görmemeli” cümlesi, altına kuşkusuz imza atılacak bir cümle. Ancak diğer yanda MİT ve Emniyet Teşkilatına ağır silah alımı kafa karıştırıyor. Çünkü polis teşkilatı iç güvenlikten sorumlu ve muhatabı sivil vatandaş. Bu ağır savaş silahları kime karşı kullanılacak?
Daha da özetlersek “başbakanın milleti” yani oy verenler güvende ama oy vermeyen milleti kim koruyacak? Dahası Kolorducular ve Polorducular diye yeni bir bölünme safhasına mı giriyoruz?
Zerrin Ekebil
Goruntuleme 2641 defa / Okuyucu Sayisi 1223 kisi
Konu/Yazar: Politika • Yazarlar • Zerrin Ekebil • Ülke Gündemi
Yazar Hakkında:












