Siyasette hastalık – Cengiz SAVAŞERİ
Konu/Yazar atakgazetesi - Mar 15, 2010 - Yorum 0
Bu hastalığın teşhisini koyabilen çıktımı bilemem ama, çaresi de yok gibi.
Aslında siyasetteki hastalıkların çeşitleri, türleri de adları da var. Dedikodu hastalığı, rakipleri ile ilgili yalan haberler üfürme yöntemi olan yalancılık ve atıp tutma hastalığı, bir zamanlar ben kartaldım diye başlayan geçmiş hikayelere dem vurarak prim yapmaya çalışma hastalığı.
Rakiplerinin önünü kesmek için uydurulan senaryoların yanı sıra kıskançlık hastalığı.
Bu hastalıkların özünde, belki de insanın yaradılışı var.
Etrafımızı gözlemlersek, hırslı insanlara, para, mal, makam ve mevkii sahibi olma hastalığına tutulmuş egoistlere, önce ben diyen ego sahiplerine bolca rastlarız.
Birde gerçek siyaset hastaları var, futbol hastaları gibi akşam sabah siyaset konuşan, hangi liderin veya parti il başkanının neyi ne kadar başarabileceğini veya başaramayacağını konuşup yalan yanlış duyumlarla fikir beyan edenler.
Hani ‘cahil dostun olacağına, okumuş düşmanın olsun’ dedirtecek türden olanlar.
Bu dedikodu ve fitne üretme hastalığı için Rahmetli Alparslan Türkeş’in bir sözü aklıma geldi
Türk milletine Bizans’tan kalan bir hastalık olarak, fitne ve dedikodudan bahisle, bu hastalıktan kurtulunmasını söylüyor.
Kurtulmak kolay mı bilemem ama, herhalde olgun insanlar görmüş geçirmişler, ak sakallılar nispeten kurtulmuşlardır.
8 mart kadınlar gününde Antalya’nın kadın örgütlerinin başkanlarının beyanatlarından anladık ki, her alanda kadınlarımızın önü kesiliyor veya vitrinde görüntü vermesi isteniyor.
Listelerde ilk sıralara konmuyor ama çalışıp kapı kapı gezmeye kalkınca en öne sürülüyor.
Bunun adı erkek egemen toplum yapısı falan deseler de, bal gibi erkek hasetliği.
Kendini aşmış, ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve başına buyruk hareket edebilen kadını, ne yalan söyleyeyim ben de tasvip edemem.
Ya kılıbık derlerse veya yakayı kaptırmış avrat sözünden çıkmıyor derlerse ne yaparım, bu toplumda dışlanmak kadar kötü bir şey olabilir mi.
Biz basın mensuplarının girip çıkmadığı yer yok, kadınıyla erkeğiyle siyasette, derneklerde, vakıflarda ve sendikalarda her tipte insanlara rastlıyoruz. Suskun olanı da var çok anlatanı da, hiç kimse benim tenceremin dibi kara demiyor, kabahati gelin etmişler alan olmamış misali, ne kadar siyasetçi tanıdıysam, lafa gelince hepsi sütten çıkmış ak kaşık.
Ak sözcüğünü siyasi literatüre getiren AKP nin içinde 170 kadar milletvekilinin soruşturma dosyasının bulunduğunu ileri sürenler var, demek ki siyaset ak ile kara ile değil doğruluk, dürüstlük ile ve milletimize eşit davranmakla oluyor.
Belki de koltuklara oturunca insanın huyu suyu DNA sı değişiyor, onlarca hükümet geldi geçti, iktidara gelenlerin hepsi söylediklerinin adeta tam aksini yaptı.
Parti yandaşlarına torpil işlerine girmeyelim, belki siyasi yandaşları kayırma da ayrı bir hastalık türüdür ama asıl konu olan siyasette hastalıklar için, üniversitelerimizde ayrı bir bölüm kurulmalı.
İşi Allah ve ahirete bırakmayı çıkar yol görsek te, bizim milletin bu Allaha havale etme alışkanlığından vazgeçip akılla, ilimle, fenle hareket etmeyi öğrenmeli.
Siz ne dersiniz.
Goruntuleme 1012 defa / Okuyucu Sayisi 525 kisi
Konu/Yazar: Atak Gazetesi • Cengiz Savaşeri • Yazarlar
Yazar Hakkında:













